ENCOUNTERING in Turkish translation

[in'kaʊntəriŋ]
[in'kaʊntəriŋ]
karşılaşmadan
against
versus
towards
opposite
counter
fight
oppose
karşılaşmak
against
versus
towards
opposite
counter
fight
oppose
karşılaşmadığını
against
versus
towards
opposite
counter
fight
oppose
karşılaşmadığım
against
versus
towards
opposite
counter
fight
oppose

Examples of using Encountering in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
friend, being robbed, or encountering a hazardous situation such as a gas leak or polluted water.
gaz kaçağı veya su kirliliği gibi tehlikeli bir durumla karşılaşmak yer alıyor.
He died. by some sort of attack before encountering me. I believe that he must have been hit.
Sanırım benimle karşılaşmadan evvel bir… saldırının hedefi olmuş olmalı. Öldü.
Commencing at the point z 2 on the first sheet we turn halfway around the circle before encountering the cut at z 0.
Birinci yapraktaki z 2 noktasından başlanır ve z 0 daki kesikle karşılaşmadan çember etrafında yarım dönülür.
invaded the city the next day without encountering any serious opposition.
Tobruka yaklaştı ve ciddi bir direnişle karşılaşmadan şehri istila etti.
the Soviet Union declared war on Bulgaria and on 8 September invaded the country, without encountering resistance.
8 Eylül 1944 tarihinde de hiçbir direnişle karşılaşmadan ülkeyi işgal etti.
When encountering large enemies, players can swing to them
Büyük düşmanlarla karşılaşırken, oyuncular atak yapmak için onlara doğru salınabilir
The book Playing with Videogames contains an in-depth study of MissingNo, which details players' curiosity when encountering the Pokémon.
Pokémonla karşılaştığında oyuncuların merakını ayrıntılarıyla anlatan Playing with Videogames kitabı MissingNo. yu derinlemesine ele aldı.
And the choices we make on that adventure Each of us are on our very own adventure, will shape us as we go. encountering all kinds of challenges.
Türlü zorluklarla karşılaşıyoruz… ve o macerada yaptığımız seçimler… bizi şekillendiriyor. Hepimiz kendimize ait bir macera yaşıyoruz.
Subject B, casually referred to as"Mrs. Butters, destroyed upwards of 200 men before she was restrained. After encountering a Nazi battalion.
Bir Nazi taburu ile karşılaştıktan sonra… Denek B, bir başka deyişle Bayan Butters''… zapt edilmeden önce 200den fazla insanı yok etti.
Destroyed upwards of 200 men before she was restrained. Subject B, casually referred to as"Mrs. Butters", After encountering a Nazi battalion.
Bir Nazi taburu ile karşılaştıktan sonra… Denek B, bir başka deyişle Bayan Butters''… zapt edilmeden önce 200den fazla insanı yok etti.
Each of us are on our very own adventure, encountering all kinds of challenges, and the choices we make on that adventure will shape us as we go.
Hepimiz kendimize ait bir macera yaşıyoruz, türlü zorluklarla karşılaşıyoruz ve o macerada yaptığımız seçimler bizi şekillendiriyor.
mankind has walked among the stars on legs of fire and steel, daily encountering profounder wonders than the burning bush.
yıldızların arasında ateş ve çelikten bacaklarla yanan çalıdan daha derin mucizelerle her gün karşılaşarak yürüdü.
Jackson explains to the Doctor how he has started recovering his memories, and remembers encountering the Cybermen on moving into his new home.
Jackson, Doktora anılarını hatırlamaya başladığını ve karısıyla yeni evlerinde Siberlerle karşılaştıklarını hatırladığını söyler.
Either way,… anyone encountering the Goa'uld in the last two months may have fallen victim.
Her iki şekilde de, Goauldla son iki ayda karşılaşmış herkes kurban olmuş olabilir.
But there are also stories of people encountering a banshee as a waif or a seductress.
Ölüm perisine başıboş dolaşan hayvan veya çekici bir kadın olarak da karşılaşan insan hikayeleri de vardır.
Encountering Data was mere coincidence.
Data ile karşılaşmak tamamen bir rastlantıydı.
The Nazi forces are encountering stiff resistance.
Nazi kuvvetleri inanılmaz bir dirençle karşı karşıya.
Encountering an emergency is not a job qualification.
Acil bir durumla karşı karşıya kalmak, bu işin gerektirdiği niteliklerden değil.
Yeah. You will be encountering such deception on a regular basis.
Böyle sıradan kandırmacalarla karşı karşıya geleceksiniz. Evet.
Sometimes people report encountering other beings, including a deity of some kind.
Bazen insanlar, bir tür ilah olanlar dahil başka varlıklarla karşılaşmalar anlatır.
Results: 6727, Time: 0.0621

Top dictionary queries

English - Turkish