FLATTERING in Turkish translation

['flætəriŋ]
['flætəriŋ]
gurur verici
's flattering
i'm proud
very flattering
i'm honored
hoş
nice
lovely
pretty
welcome
cool
sweet
pleasant
cute
good
delightful
pohpohlayıcı
flattery
to flatter
onur verici
flattering
it's an honor to be
honorific
is honorable
yağcı
flattering
smarmy
greaser
oily
obsequious
sycophantic
warty
gururlandırıcı
pride
to be proud
iltifat
compliment
flattering
complement
yağcılık
flattering
smarmy
greaser
oily
obsequious
sycophantic
warty
övmeyi
praise
to commend
to flatter

Examples of using Flattering in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
This is super flattering.
Bu çok gururlandırıcı.
You shall know me, see why in shadow I hide! Flattering child.
Neden gölgeye gizlendiğimi anlayacaksın! beni tanıyacaksın, Yağcı çocuk.
Flattering, but sadly, no. No.
Gururum okşandı, ama ne yazık ki hayır. Hayır.
It's not a very flattering portrait, I'm afraid. With pleasure.
Pek hoş bir vesikalık değil maalesef. Zevkle.
Oh, my God. That is so weird and flattering.
Bu çok garip ve onur verici.- Tanrım.
You're flattering me.
Sen bana iltifat ediyorsun.
Stop flattering me!
Dur! Beni övmeyi bırak!
Not very flattering. Hmm!
Hmmm, pek gurur verici değil!
That's… Interesting. This is actually a very flattering portrait of you, Pam-cake.
İlginç… Çok hoş bir portre, Pamişko.
And awfully flattering.
Ve korkunç derecede onur verici.
Aww, flattering.
Aww, gururum okşandı.
Actually, I think you're flattering yourself.
Aslında kendine iltifat ediyorsun.
Oh, that's gonna be very flattering. No.
Hayır. Bu çok gurur verici olacak.
Stop! stop flattering me!
Dur! Beni övmeyi bırak!
You 're flattering me.
Bana yağcılık yapıyorsun.
Not flattering?
Hoş değil mi?
At least I learned about this pride that we joined. How flattering.
En azından bu katıldığımız saltanat hakkında bir şeyler öğrendim Ne kadar onur verici.
No. Oh, that's gonna be very flattering.
Hayır. Bu çok gurur verici olacak.
So it was kind of a flattering situation.
Bu bir tür yağcılık durumuydu.
It's not flattering.
Bu hoş değil.
Results: 140, Time: 0.1057

Top dictionary queries

English - Turkish