PARTED in Turkish translation

['pɑːtid]
['pɑːtid]
ayırdık
separate
apart
part
to break up
take
to distinguish
to shred
split
to devote
to divide
parçası
piece
track
item
fragment
song
bit
shard
particle
component
slice
parted
ayırdı
separate
apart
part
to break up
take
to distinguish
to shred
split
to devote
to divide
ayırdılar
separate
apart
part
to break up
take
to distinguish
to shred
split
to devote
to divide
ayrılırlar
separate
apart
part
to break up
take
to distinguish
to shred
split
to devote
to divide

Examples of using Parted in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Promise? When last we parted.
Sözüm mü? Geçen sefer, birbirimizden ayrılırken.
I parted the Red Sea for you, E.
Senin için Kızıl Denizi ayırdım E.
But then the skies parted, and I saw Barry,
Sonra gök yarıldı ve Barryi gördüm.
Since they parted, a lot of water has flowed under the bridge.
Onlar ayrıldığından beri köprünün altından çok sular aktı.
Yeah, hasn't gotten over you, since you parted ways.
Evet, yollarınız ayrıldıktan beri seni aklından çıkartamamış.
The sky opened and mere mortals parted.
Gök yarıldı ve aciz faniler sana yol açtı.
Yes, you got the bangs parted.
Evet, ayrık kâküllerin var.
I have just realized this is the first time we have parted.
Ayrıldığımızdan beridir ilk defa yaptığımızın farkına vardım.
We parted, never to see each other again.
Biz ayrıldık, birbirimizi asla tekrar görmeyeceğiz.
Do not let our sister be parted from you.
Kardeşimizin senden ayrı olmasına izin verme.
A man with parted hair, glasses
Saçları ayrık bir adam,
When she and Xena parted, she came to us.
O ve Zeyna ayrıldığı zaman, bize geldi.
We parted because he never wants to see me again.
Biz ayrıldık çünkü bir daha birbirimizin yüzünü görmek istemiyorduk.
The waters parted and they crossed on dry land?
Sular ayrıldı ve kuru topraklara mı geçti?
Parted hair, spectacles,
Saçları ayrık bir adam,
Parted in the middle are European.
Ortadan ayırınca oldukça Avrupai görünüyor.
After we parted, the real killer disappeared from my world.
Biz veda ettikten sonra gerçek katil benim dünyamdan kayboldu.
We parted from myself.
Kendimden bir parçaydık biz.
That's it.- Parted in the middle.
Ortadan ayrılmış. İşte bu.
You look like a different person with your hair parted that way.
Saçını öyle ayırınca farklı biri gibi göründün.
Results: 122, Time: 0.0739

Top dictionary queries

English - Turkish