BE FACING in Turkish translation

[biː 'feisiŋ]
[biː 'feisiŋ]
yüzleşmeyi
face
to confront
deal
a confrontation
yüzleşiyor
hundred
face
facial
0
so
percent
turns
therefore

Examples of using Be facing in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
He may be facing the great unknown but he's already had a taste of the sea.
Büyük bir bilinmeyenle karşı karşıya olabilir ama denizin tadını çoktan almış durumda.
Dustin would not now be facing the death penalty. If that deadly field trip had taken place three weeks earlier.
Eğer otobüste yaşanan olaylar 3 hafta önce olmuş olsaydı… Dustin idam cezasıyla yüzleşiyor olmazdı.
And he's more worried about his brother and sister. This kid might be facing a terminal disease.
Çocuk ölümcül bir hastalıkla karşı karşıya olabilir, ve kardeşleri hakkında daha endişeli.
Meanwhile, one of the main political parties- the Democratic League of Kosovo(LDK)-- is undergoing a heated internal battle and could even be facing a split.
Öte yandan önde gelen siyasi partilerden biri -Kosova Demokratik Birliği( LDK)- sıcak bir iç savaş yaşıyor ve bölünmeyle bile karşı karşıya olabilir.
By a secret three-man commission who may now be facing charges, whose testimonies might be used in the calculation of reparations.
Belki de şu anda suçlamalarla yüzleşmekte olan üç kişilik gizli bir komisyonun ifadeleri tazminatlar ödenirken hesaba katılacaktır.
They should be facing up not down because the head of the bed is where the sun would be..
Onların yüzleri yukarıya bakmalı aşağıya değil çünkü yatağın başı bu taraf güneş doğduğu taraf.
But this time we wouldn't be facing him alone, and we almost defeated him with help before.
Bu sefer onunla, yalnız yüzleşmeyeceğiz. Daha önce yardım alarak neredeyse yok etmiştik onu.
I wish Keshav had understood the chapter on Manusmriti… then he wouldn't be facing this problem.
Keşke, Keshav Manusmritinin bölümünü anlamış olsaydı… o zaman bu problemle yüzleşmeyecekti.
But you may be facing some heat. Look,
Ama biraz baskıyla karşı karşıya olabilirsin.
Quinn into federal custody, that's what we will all be facing.
Alonzo Quinni gözaltına aldırırsa, hepimizin karşılaşacağı şey o.
And that unless you have been advised otherwise, you could be facing a life sentence at the very least.
Başka türlü bilgilendirilmediyseniz en az ömür boyu hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilirsiniz.
Ma'am, if we can't nail down exactly what happened here, Julio could be facing murder charges.
Hanımefendi, neler olduğunu tam olarak anlayamazsak Julio cinayet suçlamalarıyla yüz yüze gelebilir.
Okay. tell me which way should the coffee cups be facing. Without looking in the cupboard.
Dolaba bakmadan söyle, kahve… fincanları ne tarafa dönük olmalı? Tamam.
We wouldn't be facing extinction right now. If you would just let me run the breeding program.
Üreme programını yönetmeme izin verseydin… soyumuzun tükenmesiyle karşı karşıya olmazdık şimdi.
As in the Brian Davidson who is facing fraud charges- in New Jersey?
New Jerseyde dolandırıcılık suçlamalarıyla karşı karşıya olan Brian Davidson?
The Bureau is facing a lot of changes, and this unit is no exception.
Büro pek çok değişimle karşı karşıya ve bu birim de istisna değil.
They're facing an emergency and everyone's focus turns to survival.
Hepsi acil bir durumla karşı karşıya ve kurtulmaya odaklılar.
But neither will we shrink from that risk… at any time it must be faced.
Ama bu yüzleşmek zorunda kalacağımız risklerden kaçacağımız anlamına gelmiyor.
That's the true threat we're facing.
Karşı karşıya olduğumuz gerçek tehdit bu!
The region is facing a new historical chance.
Bölge yeni ve tarihi bir fırsatla karşı karşıya..
Results: 45, Time: 0.0552

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish