ONLY SLIGHTLY in Turkish translation

['əʊnli 'slaitli]
['əʊnli 'slaitli]
sadece biraz
just
just a little
only a little
only slightly
it's just a bit
only a bit
sadece birazcık
just a little
just a little bit
only slightly
only a little
only a bit
just one bit
just kind of
just slightly
just mildly
sadece hafifçe
just a light
only soft
only light
only mild
only minor
only slightly
yalnızca birazcık
just a little
only slightly
just a bit
yalnızca biraz
just a little
just a bit
only slightly

Examples of using Only slightly in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
they would have only slightly If I may.
Tessanın hayatının uzamasına sadece biraz katkıda bulunabilirler. Buna ben cevap vereyim.
The epiglottal tissues are only slightly swollen, Which suggests the anaphylaxis had enough time to subside.
Yutak dokuları sadece birazcık şişmiş, bu da anaflaksinin yatışacak kadar zaman bulduğunu gösterir.
when you educate a boy, his family tends to have fewer kids, but only slightly.
ailesi daha az çocuk sahibi olmaya yönelebilirler, ama sadece biraz.
They talk and they seem to think that I can't hear them. that if they lower their bellowing voices only slightly.
Konuşuyorlar ve yalnızca biraz daha kısık sesle böğürürlerse… onları duyamayacağımı sanıyorlar.
I don't know, I just needed somebody to talk to whose… life is only slightly less screwed up than mine.
Bilmiyorum, sadece öyle biriyle konuşmalıydım ki… …hayatı benimkinden sadece biraz daha iyi olsun.
In a 911 call, his voice only slightly shaky, college professor Shannon Lamb told police he had shot his girlfriend and officers needed to get over to their house.
I arayan Üniversite Profesörü Shannon Lamb, polise kız arkadaşını silahla vurduğunu ve polisin evlerin gelmesi gerektiğini sesi yalnızca biraz titrek şekilde söyledi.
She's someone who's slightly large, who believes she's a very large woman who can convince people she's only slightly large.
Biraz geniş olup da çok geniş olduğunu düşünüp insanları sadece biraz geniş olduğuna, ikna eden biri.
They talk, and they seem to think that if they lower their bellowing voices only slightly that I can't hear them.
Konuşuyorlar ve yalnızca biraz daha kısık sesle böğürürlerse onları duyamayacağımı sanıyorlar.
Although Dr. Santano could only slightly improve on her beauty, we may soon see an extraordinarily beautiful being, a new Eve.
Dr. Santano güzelliğini ancak biraz arttırabildiğine rağmen, yakında olağandışı bir güzellik görebiliriz, yeni Havva.
which imports 400 MW per hour, and is only slightly better in Greece, where approximately 250-300 MW per hour are transferred.
yaklaşık 250-300 MW/saatin nakledildiği Yunanistanda da sadece biraz daha iyi.
Marge's raspy voice is only slightly different from Kavner's, who has a"honeyed gravel voice" which she says is due to"a bump on vocal cords.
Margeın kulak tırmalayıcı sesi,'' ses tellerindenki yumru'' dan ötürü'' tatlı çakıl bir sese'' sahip olduğunu belirten Kavnerınkinden sadece az biraz farklıdır.
knew that the soup must be sour and only slightly sweet, and in any case not the other way around- sweet
çorbanın ekşi olması olması ve sadece biraz tatlı olması gerektiğini ve her iki durumda
if it is close to the sum of the radii of the spheres the two bodies are only slightly deflected.
kürelerin yarıçapları toplamı yakın ise iki cisim sadece biraz saptırılır.
Yes, but only slightly.
Evet, fakat az miktarda.
Blood pressure's only slightly elevated.
Sadece tansiyonu biraz yüksek.
Love that's only slightly soiled.
Biraz kirlendi sadece bu aşk.
Yours is only slightly better than mine.
Seninki benimkinden biraz daha iyi.
Sometimes only slightly, sometimes quite radically.
Bazen az, bazen de tamamen.
And I ask again, only slightly louder.
Tekrar soruyorum, sadece daha hafif bağırarak.
Yours is only slightly better than mine.
Seninki benimkiden birazcık daha iyi o kadar.
Results: 244, Time: 0.0598

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish