WERE BOUND in Turkish translation

[w3ːr baʊnd]
[w3ːr baʊnd]
bağlanmış
bond
connection
link
connective
vineyard
ligature
ligament
attachment
ties
bound
bağlıydı
bond
connection
link
connective
vineyard
ligature
ligament
attachment
ties
bound
bağlanmıştı
bond
connection
link
connective
vineyard
ligature
ligament
attachment
ties
bound
bağlanıp
bond
connection
link
connective
vineyard
ligature
ligament
attachment
ties
bound

Examples of using Were bound in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
We were bound to meet one day.
Elbet bir gün tanışacaktık.
Looks like the boys were bound with their own belts and electrical wires.
Oğlanlar kendi kemerleri ve elektrik kablolarıyla bağlanmış gibi.
Dad, Christa's hands and feet were bound with rosaries.
Baba, Christanın elleri ve ayaklarını boncuklarla bağlamıştı.
And you were bound to date their ex-wife.
Sen de onun eski karısıyla çıkmaya mecburdun.
The first is an oddity concerning rope burns where the victims' hands were bound.
İlk gariplik, kurbanın ellerini bağladıkları ipin oluşturduğu yanıklar.
You were bound to find out soon enough.
Yakında bunu öğrenmek zorunda kalacaktınız.
They were bound to skulk off to neutral corners.
Tarafsız köşelerde gizlenmeye mecburdular.
The hearing comes just three months since Grant and Ursula Hapstall, owners of billion- dollar-valued Hapstall pharmaceuticals, were bound, gagged, and shot to death inside their main line mansion.
Konuşma. Duruşma üç ay önce Grant and Ursula Hapstallın milyar dolarlık Hapstall Eczacılıkın sahipleri bağlanmış, boğulmuş ve vurulmuş olarak bulunmaları hakkında olacak.
Juan's wrists were bound behind his back, his mouth gagged,
Juanın bilekleri arkasından bağlanmıştı. Ağzı tıkalıydı.
Each of his victims were bound, asphyxiated and dumped on the side of the road in trash bags.
Bütün kurbanları bağlanıp boğularak öldürülmüş ve çöp torbaları içinde yol kenarlarına atılmıştı.
Asphyxiated and dumped on the side of the road in trash bags. Each of his victims were bound.
Bütün kurbanları bağlanıp boğularak öldürülmüş ve… çöp torbaları içinde yol kenarlarına atılmıştı.
Then these men were bound in their pants, their tunics, and their mantles, and their[other] garments, and were cast into the midst of the burning fiery furnace.
Böylece bu kişiler, şalvarları, kaftanları, sarıkları ve öbür giysileriyle birlikte bağlanıp kızgın fırına atıldılar.
Those boys were bound hand and foot and hanged in nooses made of
Bu çocuklar elleri ve ayakları bağlanarak elbiselerinden yapılan ilmikle asıldılar.
And his hands were bound behind him, And he was hanging from the rafter Of a truck-stop bathroom.
Elleri arkasından bağlı, bir kamyoncu durağındaki helanın kirişine asılmış olarak.
Those boys were bound hand and foot and hanged in nooses made of their clothes lt's their custom!
Bu çocuklar elleri ve ayakları bağlanarak… elbiselerinden yapılan ilmikle asıldılar!
On the night between the 4 and 5 October, the prisoners were bound with wire, forcibly walked to Villa Surani,
Ekimi 5 Ekime bağlayan gece mahkumlar kablo ile bağlanmış,
Joseph's master took him, and put him into the prison, the place where the king's prisoners were bound, and he was there in custody.
Yusufu yakalayıp zindana, kralın tutsaklarının bağlı olduğu yere attı. Ama Yusuf zindandayken.
I know you have tried to keep us in separate orbits, but we were bound to collide.
Bizi birbirinden ayrı uydular olarak tutmaya çalıştığını biliyorum, fakat çarpışmamız kesin gibiydi.
Now look at which city lies at the centre of the known world,'a place where the widest range of peoples and ideas'were bound to collide.
Şimdi bakın, bilinen dünyanın merkezinde hangi kent yer alıyor; en geniş yelpazede halkların ve fikirlerin çatışmak için zorunlu olduğu yer neresi.
We were bound to catch a fish, and we did. I'm sorry. I told you… With two lines in the water.
Üzüldüm. Sana suda iki oltayla mutlaka balık yakalarız demiştim, yakaladık.
Results: 58, Time: 0.0435

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish