CULMINATING in Turkish translation

['kʌlmineitiŋ]
['kʌlmineitiŋ]
sonucunda
result
outcome
conclusion
consequence
effect
end
eventually
score
ultimately

Examples of using Culminating in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
the serving tray from before culminating in a huge lemon falling! into the clean silverware…
düşmesiyle sonuçlanan bir yiyecek dominosu oluşmasına neden olacak!
commencing as a civil war between Parliament and the King, and culminating in the execution of Charles I and the establishment of a republican Commonwealth, which was succeeded several years later by the Protectorate of Oliver Cromwell.
yıl sonra başarılı bir cumhuriyetçi Commonwealth, kurulması sonuçlanan.
John Gergen designed the"black ball" and studied atmospheric radiation balance, culminating in a national series of radiation soundings in which a majority of the weather bureau stations took part.
John Gergen“ siyah top” u dizayn etmiş, hava bürosu istasyonlarının çoğunluğunun da yer aldığı ulusal radyasyon sondajlamada serilerinde en son noktaya erişmeyi başarmış ve atmosferik radyasyon dengesi üzerine çalışmalar yapmıştır.
its most destructive form in the policies of Nazi Germany, which made the destruction of the Jews a priority, culminating in the killing of approximately 6,000,000 Jews during the Holocaust from 1941 to 1945.
Yahudilerin yok edilmesini öncelik olarak belirleyen ve 1941- 1945 yılları arasında Holokostta yaklaşık altı milyon Yahudinin öldürülmesi ile sonuçlanan Nazi Almanyasının politikalarında ulaşmıştır.
she becomes a successful fashion designer in Chicago, but endures several abusive relationships, culminating in her marriage to Tom Rogan, who sees her as an object of sex and frequently beats her.
onun sigara içmesini onaylamayan ve bunu onu dövmek için bahane olarak gören Tom Rogan ile evlenmesiyle sonuçlanmıştır.
a policy of rapprochement with Poland, trying to improve opinion in Germany, culminating in the German-Polish Non-Aggression Pact of 1934.
bir yakınlaşma politikası güderek Almanya-Polonya ilişkilerini geliştirmeye çalıştı ve 1934te Almanya-Polonya Saldırmazlık Paktı imzalandı.
beginning with the work of Frege and culminating in Principia Mathematica and Hilbert's formalism, to find a set of axioms sufficient for all mathematics.
Hilbertin formalizmi ile doruğa ulaşan, tüm matematik için yeterli bir belitler kümesi bulma çalışmalarını sona erdirdi.
means the approach to historiography which presents the past as an inevitable progression towards ever greater liberty and enlightenment, culminating in modern forms of liberal democracy and constitutional monarchy.
tarihyazımının geçmişin daha büyük aydınlanmalara ve özgürlüklere doğru kaçınılmaz gelişiminin, liberal demokrasi ve anayasal monarşinin modern şekillerinde sonuçlanacağı yaklaşımını ifade eder.
Pigafetta and Ginés de Mafra provided written documents of the events culminating in Magellan's death: When morning came,
Yolculuğa para vererek katılan Antonio Pigafetta adlı zengin turist Macellanın ölümü ile sonuçlanan olaylara tanıklık etmiştir
has seen a large increase in female players, as well as in spectators, culminating in England hosting the Women's European Championships in 2005.
yanı sıra izleyicilerinde de büyük artış olmuş ve 2005 yılında İngilterenin ev sahipliği yaptığı Avrupa Kadınlar Şampiyonasında doruğa ulaşmıştır.
Culminating in medieval torture?
Ortaçağ işkencesiyle mi sonuçlandı?
Nine months of training culminating The probie eval.
Altı aylık eğitim tek bir belgeyle sonuçlanmış olacak. Çaylak değerlendirmesi.
There's a culminating action of a song.
Vardır şarkıların da çıkış noktası.
Five consecutive words culminating in my Christian name.
Üst üste birkaç kelime ettin ve küçük adımla bitirdin.
Nine months of training, culminating in one debilitating document.
Altı aylık eğitim tek bir belgeyle sonuçlanmış olacak.
Then a string of eight bank robberies culminating in the botched.
Kötü sonuçlanan, sekiz banka soygunu denemesi.
French kissing-- seven minutes in heaven culminating in second base.
İkinci aşamayla sonuçlanacak yedi dakikalık bir yiyişme.
Three days of bloody rioting, culminating in a military coup.
Üç gün süren kanlı isyanlar en sonunda orduya da ulaştı.
And its culminating year that's going to be launched in October.
Ve bu yıl son senesi Ekim ayında açıklanacak.
Culminating in one debilitating document. The probie eval. Nine months of training.
Altı aylık eğitim tek bir belgeyle sonuçlanmış olacak. Çaylak değerlendirmesi.
Results: 437, Time: 0.0714

Top dictionary queries

English - Turkish