TRANSGRESSION in Turkish translation

[trænz'greʃn]
[trænz'greʃn]
günah
sin
sinful
confession
to confess
temptation
of iniquity
azgınlıkları
horny
stud
fierce
rebellious
raging
a blitzed
insolent
froward
rampant
lecherous
taşkınlıkları
flood
boisterous
exuberant
intemperate
düşmanlık
enemy
hostile
foe
suçtur
crime
criminal
felony
fault
offense
guilt
blame
offence
charge
ihlal
violation
broken
violated
breach
been compromised
haddi aşmada yardımlaşmayın
sınırı aşmayı
düşmanlıkla
with such hostility
enmity
transgression
transgression

Examples of using Transgression in English and their translations into Turkish

{-}
  • Ecclesiastic category close
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The boy has been punished for some minor transgression.
Çocuk küçük bir suç yüzünden cezalandırıldı.
Wee transgression.
Küçük bir günah.
That was because they disobeyed and were given to transgression;
Bu, onların isyan etmeleri ve aşırı gitmeleri yüzündendi.
I suppose in the end God punishes all transgression.
Öyle veya böyle Tanrı her kötülüğün cezasını verir.
Ordinary question anywhere else in the world, here it's some kind of social transgression.
Dünyanın diğer her yerindeki sıradan sorular burada bir çeşit sosyal tecavüz oluyor.
Eastern Anatolia can be a place of unspeakable violence and transgression.
Doğu Anadolu tarifi imkansız bir şiddetin ve zulmün olduğu bir yer olabilir.
That was for their disobedience and transgression.
Evet öyle oldu, çünkü isyana dalıyorlar ve aşırı gidiyorlardı.
That was for their disobedience and transgression.
Öyle oldu; çünkü onlar isyan ediyor ve haddi aşıyorlardı.
So We leave those who do not expect to meet Us to wander perplexed in transgression.
Fakat bize kavuşmayı beklemeyenleri biz, azgınlıkları içinde bocalar bir halde( kendi başlarına) bırakırız.
But We leave the ones who do not expect the meeting with Us, in their transgression, wandering blindly.
Fakat bize kavuşmayı beklemeyenleri biz, azgınlıkları içinde bocalar bir halde( kendi başlarına) bırakırız.
So We leave those who do not expect to meet Us to wander perplexed in transgression.
İşte Bize kavuşmayı ummayanları Biz böylece taşkınlıkları içinde şaşkınca dolaşır bir durumda bırakırız.
whisper not of sin, transgression and disobedience toward the apostle; but whisper for virtue and piety.
Aranızda fısıldaştığınız zaman, günah, düşmanlık ve resule isyan hususlarında fısıldaşmayın; hayırda erginlik/dürüstlük ve takva konusunda fısıldaşın.
He will leave them in their transgression to stumble blindly.
Ve bırakır onları, azgınlıkları içinde bocalayıp dururlar.
He will leave them in their transgression to stumble blindly.
O, sapanları taşkınlıkları içinde bocalayıp dururlarken bırakır.
Assist each other to virtue and piety, and assist not each other to sin and transgression, Fear Allah:
İyilik ve takva konusunda yardımlaşın, günah ve haddi aşmada yardımlaşmayın ve Allahtan korkup-sakının.
O ye who believe! when ye whisper together, whisper not of sin, transgression and disobedience toward the apostle;
Ey inananlar, gizli görüştüğünüz vakit günah, düşmanlık ve elçiye isyan için konuşmayın;
For those whom Allah lets go astray, there is no guide; and He will leave them in their transgression to stumble blindly.
ALLAHın saptırdığı kimseler için yol gösterici bulunmaz. Onları azgınlıkları içinde bocalar durur halde bırakır.
We will leave them in their transgression, wandering blindly.
ve bırakırız onları, azgınlıkları içinde bocalayıp dururlar.
Help you one another in Al-Birr and At-Taqwa(virtue, righteousness and piety); but do not help one another in sin and transgression.
İyilik ve takva konusunda yardımlaşın, günah ve haddi aşmada yardımlaşmayın ve Allahtan korkup-sakının.
But We leave the ones who do not expect the meeting with Us, in their transgression, wandering blindly.
Ama biz, bizimle buluşmayı ummayanları bırakırız, azgınlıkları içinde bocalar.
Results: 94, Time: 0.0663

Top dictionary queries

English - Turkish