WERE UNABLE in Turkish translation

[w3ːr ʌn'eibl]
[w3ːr ʌn'eibl]
edemedi
not
was unable
he failed
none that he can
the great
's been able
yerdeo
were unable
geçiremedik
we haven't spent
we don't spend
were unable
we have
yet
mümkün değildi
not be able
not a chance
unlikely
not possibly
not likely
's not possible
's impossible
i can't
is no way
it's not
kazanamadılar
were unable
koyamadık

Examples of using Were unable in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The two were unable to settle their differences and they decided to have a riverboat race in 1870 to decide who would be the owner.
Aralarındaki anlaşmazlıkları çözemeyen ikili 1870te kimin çiftliğin sahibi olacağına karar vermek için tekne yarışı düzenlemişler, bu yarışta ikisinin teknesi de batmıştır.
Roommates were unable to make a positive ID due to the accelerated decomposition,
Oda arkadaşları cesettteki yoğun bozulma yüzünden kimliğini teyit edemediler,
Last year, Security Council members were unable to agree on a"supervised independence" plan put forward by former UN envoy Martti Ahtisaari.
Geçtiğimiz yıl, Güvenlik Konseyi üyeleri BM elçisi Martti Ahtisaari tarafından öne sürülen bir'' denetimli bağımsızlık'' planı üzerinde anlaşma sağlayamadılar.
We knew it was built by the Ancients and why, but we were unable to activate it until you came along.
Buranın Kadimler tarafından ve ne için yapıldığını biliyorduk ama sizi bulana kadar aktif hale getiremedik.
German troops were unable to organize a solid defense at their present locations and were forced to pull back to consolidate their lines.
Ancak Alman birlikleri bulundukları yerleşimde sağlam bir savunma düzeni kuramadılar ve hatlarını pekiştirmek için geri çekilmek zorunda kaldılar.
shrubbery have burned, and firefighters were unable to control the blaze for three days.
çalılık yanarken, itfaiyeciler alevleri üç gün boyunca kontrol altına alamadı.
were severe restrictions on">freedom of the press, and political parties were unable to function.
ve siyasi partiler işlevlerini yapamamaktaydı.
Four months after they formed, however, the group disbanded when members were unable to agree on operating procedure.
Mamâfih, kuruluşundan dört ay sonra üyelerin işletme prosedürü ile anlaşamamaları nedeniyle grup dağıldı.
that 200 cops and friends of Tex were unable to find 20 years ago.
yirmi yıl önce Texin arkadaşlarının bulmasının mümkün olmadığı bir kanıtı bularak manyak olmadığını kanıtlamak.
For years, the museums were unable to restore priceless pieces, due to lack of funds and political will.
Müzeler yıllardır, kaynak ve siyasi irade yokluğu nedeniyle paha biçilmez değerdeki bu parçaları restore edememiş.
locate any witnesses who lift prints, fibers or residue… Car was stolen. They were unable to.
onu araçtan inerken gören bir tanık bulunamadı. Araba çalıntı.
Where doctors were unable to resuscitate Mrs. Chandler. The assemblyman and his family were taken to a nearby hospital.
Meclis üyesi ve ailesi en yakın hastaneye götürüldüler… burada doktorlar Bayan Chandlerı kurtaramadı.
Were taken to a nearby hospital, The assemblyman and his family where doctors were unable to resuscitate Mrs. Chandler.
Meclis üyesi ve ailesi en yakın hastaneye götürüldüler… burada doktorlar Bayan Chandlerı kurtaramadı.
You were unable to hide yourselves from your hearing, and your sight, and your skins, to prevent them from testifying against you,
Siz, işitme gücünüzün, gözlerinizin, derilerinizin aleyhinize yapacağı tanıklıktan gizlenmiyordunuz.
were easily destroyed, while others sailed too close together and were unable to maneuver.
diğerleri ise birbirlerine çok yakın yüzüyorlar ve bu yüzden kolay manevra edemiyorlardı.
EU Enlargement Commissioner Guenter Verheugen said it would not be a"disaster" if Romania were unable to complete its talks by late December.
dışişleri komitesine hitaben yaptığı konuşmada, Romanyanın Aralık ayı sonlarına kadar müzakerelerini tamamlayamasının'' felaket'' olmayacağını söyledi.
We were unable to have children.
Biz çocuk sahibi olamadık.
I}If you were unable to sing?
Eğer bir daha şarkı söyleyemeseydiniz?
Unfortunately, we were unable to resuscitate him.
Ne yazık ki hayata döndürmeyi başaramadık.
These children were unable to walk upright.
Bu çocuklar, dik yürümeyi beceremiyorlarmış.
Results: 4790, Time: 0.0706

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish