WILL BE LEFT in Turkish translation

[wil biː left]
[wil biː left]
kalmayacak
to stay
to remain
not
to keep
stick
here
to be
to be left
kalacak
to stay
will
will remain
to live
is going
keep
left
to crash
bırakılacak
will be left
will be released
they will
it shall leave
gets left
kalacağız
of
left
kaia
remaining
kalır
stays
remains
left
will
keep
compared
ayrılmış olacak
bırakılacak mıyız
bırakıyorum
i leave
i quit
i will let
i'm giving up
i bequeath
i'm done
i will put
i'm gonna let
terk edilecek
to be left
will be abandoned
will be deserted
bırakılacağını
when
being released
will be left

Examples of using Will be left in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
A few weeks more, and nothing will be left, but bare bones.
Birkaç hafta içinde kemiklerden başka bir şey kalmayacak.
Countless men, women and children will be left behind.
Sayısız adam, kadın ve çocuk geride bırakılacak.
But your exercise will be left incomplete.
Ama egzersiziniz yarım kalacak.
Will be left to my ex-wife, Dominique. Of money in my bank accounts.
Bankalardaki bütün parayı… eski eşim Dominiquee bırakıyorum.
And if I sign, Dong-man will be left alone.
Hem imza atarsam Dong-man yalnız kalır.
Once the Federation resettles us, we will be left alone?
Federasyon bizi yeniden yerleştirdiğinde, yalnız bırakılacak mıyız?
Nothing will be left.
Hiçbirşey kalmayacak.
Meals will be left here at exactly those times.
Yemekler tam o saatte buraya bırakılacak.
Only one will be left alive.
Sadece bir kişi hayatta kalacak.
If he does, his wife will be left alone.
Eğer ederse eşi evde yalnız kalır.
Our footprints will be left on dusty paths of distant planets.
Ayak izlerimiz uzak gezegenlerin tozlu yollarına bırakılacak.
And poor Aunt Agatha will be left all alone.
Ve zavallı Agatha Hala, yalnız kalacak.
The decision will be left to three of your town's most fair-minded elders.
Karar, kasabanın en adil üç büyüğüne bırakılacak.
Their places on the grid will be left empty.
Start çizgisindeki yerleri boş kalacak.
Their places on the grid will be left empty.
Griddeki yerleri boş bırakılacak.
The insurance will compensate you, but people will be left homeless.
Sigorta senin zararını karşılayacaktır ancak insanlar evsiz kalacak.
Alice will be left behind all alone.
Alice tamamen yalnız bırakılacak.
But this meeting will be left incomplete.
Ama buluşmanız yarım kalacak.
Kandor itself will be left relatively unguarded.
Kandorun kendisi nispeten korunmasız bırakılacak.
Will be left by the wayside tomorrow? How many men, women and children?
Yarın kaç kadın, erkek, çocuk yol kenarında kalacak?
Results: 136, Time: 0.0943

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish