DEEMED in Turkish translation

[diːmd]
[diːmd]
kabul
accept
agree
take
admit
acceptance
admission
will
receive
acknowledge
granted
sandınız
thinking
to assume
sayıldı
scalar
olarak
and
exactly
consider
addedilen

Examples of using Deemed in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Today is the day I will finally achieve what has been deemed impossible.
Sonunda bugün imkansız sayılan şeyi başarmış olacağım.
Those deemed less urgent could be put on hold until next year, he said.
Daha az aciliyet arz eden yasaların, önümüzdeki yıla kalabileceğini belirtti.
And an arrest warrant will be issued. Then he will be deemed a fugitive.
İleride kaçak olarak kabul edilecek ve tutuklama emri çıkacak.
Today I will finally achieve what has been deemed impossible.
Sonunda bugün imkansız sayılan şeyi başarmış olacağım.
Today I will finally achieve what has been deemed impossible.
Sonunda bugün imkansız sayılan bir şeyi başarmış olacağım.
The ones you deemed were not a threat, hmm?
Hani şu tehdit olarak görmediğin kişiler mi?
It was explored, but deemed too dangerous.
Bu düşünüldü ama çok tehlikeli bulundu.
They were deemed"not combat ready" two different times.
Bir kaç defa, çatışmaya hazır olmadıkları tespit edilmiş.
However, this software was never publicly released as it was not deemed ready for general use.
Fakat bu yazılım, genel kullanıma hazır olmadığı düşüncesiyle kullanıcılara dağıtılmamıştı.
The one person in all of human history deemed the greatest sinner.
Tüm insanlık tarihindeki en günahkar insan sayılan kişi.
The state internal investigation into shooting of Luke Glanton has been deemed lawful.
Luke Glantonın öldürülmesi için açılan eyalet soruşturmasında her şeyin meşru olduğunda karar kılındı.
But still yours… and still deemed an asset.
Yine de sizin, yine de bir değer teşkil eder.
His curiosity was deemed dangerous and unnatural.
Merakı tehlikeli ve doğal olmayan görüldü.
My father deemed himself an orator.
Babam kendini konuşmacı ilan etmişti.
Anybody deemed unfit or insufficient by the S.
Uygun olmayan veya yetersiz görülen herhangi biri.
By the S. Anybody deemed unfit or insufficient.
Uygun olmayan veya yetersiz görülen herhangi biri.
The 200 m has been absent since the 2006 championships in Moscow, as it was deemed unfair.
M yarışları 2006 Moskovadan beri adeletsiz olduğu düşünüldüğünden yapılmamaktadır.
Greta's death was deemed to be much too foul.
Gretanın ölümü çok faul sayılıyordu.
But it was deemed too dangerous.
Ama çok tehlikeli olarak kabul ediliyor.
His profile was deemed a"security risk.
Şahsı'' güvenlik riski'' olarak kabul edilmiş.
Results: 115, Time: 0.061

Top dictionary queries

English - Turkish