INSISTENCE in Turkish translation

[in'sistəns]
[in'sistəns]
ısrarı
insist
persist
urge
persistence
insistence
ısrarıyla
insist
persist
urge
persistence
insistence
ısrarın
insist
persist
urge
persistence
insistence
israrcılığımı
insist
persist
urge
persistence
insistence

Examples of using Insistence in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Joseph would not drop his claim despite his mother's contrary insistence.
Fakat Joseph, annesinin ısrarlarına rağmen iddialarından vazgeçmedi.
Your insistence on the 40 percent.
Yüzde 40ta ısrar ederek.
Your insistence assistants be not treated like garbage?
Asistanların çöp muamelesi görmemesinde mi ısrarcısınız?
I married Octavia at her brother's insistence as a gesture of faith, of peace.
Octaviayla kardeşinin ısrarı üzerine evlendim güven ve barış jesti olarak.
I was pursuing a new area for ian's treatment at Daniel's insistence.
Danielin ısrarı üzerine Ianın tedavisi için yeni alanları takip ediyordum.
Your continuing insistence that he's not.
Olmadığını iddia etmeye devam etmen.
I'm here at my husband's insistence.
Kocamın ısrarı üzerine buradayım.
Mark Antony's insistence.
Mark Antonynin diretmesiyle.
It's the insistence of a human.
Bir insan kararlı olmalı.
Under General Washington's insistence.
General Washingtonın ısrarı yüzünden.
Insistence on truth.
Hakikate diret.
Otho introduced his beautiful wife to the emperor upon Poppaea's insistence, who then began an affair that would eventually lead to her premature death.
Otho güzel karısını, yine onun ısrarı üzerine imparatorla tanıştırdı, bundan sonra başlayan ilişki sonunda onun ölümü olacaktı.
That coupled with Officer Cudlow's insistence he was not aware of Dorian Moll has left me with a rather nasty taste in my mouth.
O Memur Cudlow ısrarı ile birleştiğinde O Dorian Moll farkında değildi Ağzımda oldukça kötü tat beni terk etti.
Three years before I had married her precious son, in my father's insistence and moved to Bussy.
Sene önce babamın ısrarıyla, onun değerli oğluyla evlenmiş ve Bussyye taşınmıştım.
Zukorlic's insistence can have big political consequences because it will destabilise Sandzak as well as the region.
Zukorliçin ısrarı, Sancakın yanı sıra tüm bölgede istikrarı bozabileceği için büyük siyasi sonuçlara yol açabilir.
In 1984, with Egemen Bostancı's insistence, he re-established the Dormen Theater again and the organization continued to operate for 17 years.
Te Egemen Bostancının ısrarıyla 17 yıl sürecek olan ikinci Dormen Tiyatrosunu yeniden kurdu.
At the emperor's further insistence, and for their own protection, they took refuge
İmparatorun daha fazla ısrarı ve kendi korunmaları için Petrion manastırına sığındılar
On House's insistence, neurologist Dr. Eric Foreman and Cameron break into
Houseun ısrarıyla nörolog Dr. Eric Foreman( Omar Epps)
Much recent discussion has focused on Brussels' insistence on further monitoring and the reluctance of some existing EU members to admit Bulgarian and Romanian workers.
Bugünlerde tartışmaların odak noktasında yer alan konular Brükselin gözlem sürecini uzatma konusundaki ısrarı ve bazı AB üyelerinin Bulgar ve Romanyalı işçileri kabul etme konusunda isteksiz davranması.
With the insistence of her friend Oya San's mother, Akın participated at a competition organized by Artist magazine
Filiz Akın, lise arkadaşı Oya Sanın annesinin ısrarı ile Artist mecmuasının düzenlediği yarışmaya resmini gönderdi
Results: 100, Time: 0.0499

Top dictionary queries

English - Turkish