PARALLELS in Turkish translation

['pærəlelz]
['pærəlelz]
paralellikler
parallel
alternate
in line
benzerlikler
resemblance
similarity
likeness
analogy
similar
commonality
analogues
paralelliği
parallel
alternate
in line
paralellik
parallel
alternate
in line
paralel
parallel
alternate
in line

Examples of using Parallels in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
There are parallels between what's going on in space, and the Arctic cold rush.
Uzayda oluyor ve Arktik soğuk acele ne arasındaki paralellikler vardır.
There are parallels between what's going on in space, and the Arctic cold rush.
Uzayda neler olup bittiğini Arktik soğuk acele arasında paralellikler vardır.
I was known as the Pavlova of the parallels.
Ben paralellerin Pavlovası olarak bilinirdim.
Let me draw the parallels for you.
Sana paralelleri çizeyim.
Parallels on that are false," he said.
Bu konuda çizilen paraleller yanlıştır.'' dedi.
The parallels of the universe!
Evrenin paralelleri!
Could these parallels be more than coincidence?
Bu benzerliklerin bir tesadüften daha fazlası olma ihtimali var mı?
The prime minister drew parallels with the past, stressing the importance of the rule of law.
Başbakan bununla birlikte geçmişle paraleller çizerek hukukun üstünlüğünü de vurguladı.
I want us to set up a perimeter between this street and the parallels.
Bu cadde ve paralelindekiler arasında güvenlik koridoru oluşturun.
The road parallels the river.
Yol nehre paraleldir.
I think the parallels with Dante's inferno are amazing, but… No.
Dantenin Infernosu ile olan paralellikleri mükemmel ama.
Undoubtedly, there are parallels between these characteristics and the heritage Tose Proeski left.
Hiç şüphesiz, bu özelliklerle Tose Proeskinin arkasında bıraktığı miras arasında paraleller mevcut.
A health status of a nation parallels development of that nation.
Bir ulusun sağlık durumu, o ulusun gelişmesiyle paraleldir.
The parallels with Nazi Germany's own practices were unmistakable.
Nazi Almanyasıyla olan paralellikleri aşikardı.
Electrical resistance shares some conceptual parallels with the notion of mechanical friction.
Elektriksel direnç sürtünmenin mekanik kavramları ile bazı kavramsal paralelleri paylaşır.
He pointed out the parallels with Dmitry and Katya.
Dmitry ve Katya ile paralelliğe dikkat çekti aslında.
Look, let me draw the parallels for you.
Bak, sana paralelleri çizeyim.
It's interesting, the parallels with Steve's first case.
Bu dava ile Stevein ilk davası arasındaki paralellikler ilginç.
Our lives have too many parallels 30 years apart.
Hayatlarımızda 30 yıl farkla birbiriyle bir sürü paralellik var.
Between the rules of music and the rules of the universe. But Dan can't help but find parallels.
Ancak Dan yardımcı olamaz ama paralellikler bulabilir müzik kuralları ve evrenin kuralları arasında.
Results: 109, Time: 0.064

Top dictionary queries

English - Turkish