UNDERMINE in Turkish translation

[ˌʌndə'main]
[ˌʌndə'main]
baltalayan
to undermine
to undercut
zayıflatır
to lose weight
to be thin
skinny
zarar
hurt
harm
damage
loss
injure
harmful
harmless
do
destruction
unharmed
baltalayabilirim
undermine
altında
bottom
down
beat
defeat
under
underneath
sub
inferior
downstairs
nether
baltalayabilecek

Examples of using Undermine in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Would, of course, undermine, I think, confidence in the verdict, The cumulative effect of that.
Bunların kümülatif etkisi tabii ki kararın güvenilirliğini sarsıyor.
That's good, Alan. Undermine his self-esteem.
Bravo Alan. Kendisine olan saygısını iyice azalt.
Undermine his self-esteem. That's good, Alan.
Bravo Alan. Kendisine olan saygısını iyice azalt.
Turkey has banned prominent British academic and evolutionist Richard Dawkins' website, the latest of hundreds of controversial internet bans that undermine freedom of expression in the EU candidate country.
Türkiye, AB adayı bir ülkedek ifade özgürlüğünü baltalayan yüzlerce tartışmalı İnternet yasağının sonuncusunda, tanınmış İngiliz akademisyen ve evrimbilimci Richard Dawkinsin İnternet sitesini yasakladı.
These nonconventional active measures to try to weaken western institutions, undermine western democracies versus sending in the tanks?
Batı kurumlarını zayıflatmaya çalışmak, Batılı demokrasileri tanklara göndermeye karşı zayıflatır.?
Top Brussels officials have also warned that the case could undermine Turkey's EU membership bid.
Brükselli üst düzey yetkililer, davanın Türkiyenin AB üyelik hedefine zarar verebileceği konusunda da uyardılar.
Delays in the Kosovo status process could undermine everything the UN has sought to accomplish in the province, UN Secretary-General Ban Ki-moon warned on Wednesday October 3rd.
BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon 3 Ekim Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Kosovanın statü sürecindeki gecikmelerin BMnin eyalette başarmaya çalıştığı her şeye zarar verebileceği konusunda uyardı.
if I have to, and undermine him on behalf of the King.
Kralın adına onu baltalayabilirim.
It's hard enough to keep them in line without you making decisions that completely undermine my authority.
Benim otoritem altında sen olmadan kararlar alarak onları dizginlemek oldukça zor.
Your Honor, this testimony will seriously undermine a current Department of Justice investigation.
Sayın Yargıç, bu ifade ciddi bir şekilde Adalet Bakanlığının mevcut bir soruşturmasına zarar verecek.
That could seriously undermine the Japanese and American governments. Over the last couple of months, he's been gathering privileged information.
Bir kaç ayın sonunda, Japon ve Amerikan hükümetlerini cidden… baltalayabilecek meclis imtiyaz bildirisi edinmiş oldu.
So many battles and scars… they undermine his small body. His life as a swordsman won't last much longer.
Mitsurugi öğretisinin geri tepmesi onun küçük bedenini mutlaka zayıflatacaktı ve bir kılıç ustası olarak fazla ömrü kalmamıştı.
Undermine the Goa'ulds' power,
Goauldları zayıflatmak, birbirleri ile savaşmalarını sağlamak… ta
But if Teal'c can turn on this device, we could seriously undermine Hanson's power.
Ama eğer Tealc bu aleti çalıştırabilirse, Hansonın gücünü ciddi bir şekilde alt edebiliriz.
This situation has the potential to destabilise and undermine development efforts in a region already facing many social, health and political challenges.
Bu durumun hali hazırda pek çok sosyal, politik ve sağlık sorunuyla karşı karşıya bulunan bir bölgedeki kalkınma çabalarını baltalama ve bozma potansiyeli bulunmaktadır.
You guys always undermine me When I'm trying to make a point, and I'm sick of it!
Ben ne zaman bir tespitte bulunacak olsam hepiniz beni baltalıyorsunuz ve buna uyuz oluyorum!
It's called"undermine." I wrote the first verse.
Bunun adı'' Undermine'', ilk dörtlüğünü ben yazdım,
not undermine, your work.
işinizi küçümsemek değil.
something very arrogant- but no, I think that this is the way to- undermine the entire structure of the Stalinist universe.
bir şey gibi görünebilir, ama değil. Bence bu Stalinist evrenin yekpare yapısının altını oymanın yoludur.
If you tell the Chancellor about Commander Riker you will undermine everything that you hope to accomplish here.
Şansölyeye Komutan Rikerdan bahsederseniz burada gerçekleştirmeyi umduğunuz her şeyi tehlikeye atarsınız.
Results: 75, Time: 0.1289

Top dictionary queries

English - Turkish