WERE LEFT in Turkish translation

[w3ːr left]
[w3ːr left]
kaldı
to stay
to remain
not
to keep
stick
here
to be
to be left
kalan
of
left
kaia
remaining
bıraktı
to leave
to quit
to stop
let
drop
to put
let go
to abandon
release
ditch
bırakıldı
was
was left
was released
was dropped
terk
leave
dump
abandon
dropout
desert
abandonment
bırakılan
left
dropped
bırakılmış
left
has
was released
dropped
kalanlar
remaining
left
staying
rest
leftover
surviving
one
standing
residual
gittiğiniz
to go
to leave
to get
not
oldu ve çırılçıplak kaldılar

Examples of using Were left in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
my sisters were left alone.
kız kardeşlerim yalnız kaldı. Haklısın.
Yes, some were left behind.
Evet, bazıları geride bırakıldı.
Previous victims were left to be discovered.
Önceki kurbanları bulmaları için buraya bırakılmış.
The garrisons at Tarawa and Makin were left to their fate.
Tarawa ve Makindeki garnizonlar kendi kaderlerine terk edilmiştir.
Only his beautifully polished shoes were left behind.- No.
Hayır. Geriye yalnız, güzelce boyanmış ayakkabıları kaldı.
In every single case, the children were left unharmed at the scene.
Bütün olaylarda çocuklar zarar verilmeden olay yerinde bırakılmış.
In his reinvention, some people who helped him were left behind.
Kendisini yeniden keşfetmesinde ona yardım eden bazı kişiler geride bırakıldı.
You didn't pick it No Only his beautifully polished shoes were left behind.
Hayır. Geriye yalnız, güzelce boyanmış ayakkabıları kaldı.
For three days Judith and Nicolas were left in the dark.
Judith ve Nicolas üç gün boyunca karanlığa terk edildiler.
By the killer as she cleaned. Obviously, these prints were left.
Belli ki bu izler kadın ortalığı temizlerken bırakılmış.
Hundreds of boats were left onshore.
Yüzlerce tekne kıyıda bırakıldı.
Half my family's lands were left in East Pakistan, half in India.
Ailemin topraklarının yarısı Doğu Pakistanda kaldı, yarısı da Hindistanda.
If all of a sudden they were left to fend for themselves like animals.
Eğer aniden hepsi kendilerine bakmak için hayvanlar gibi terk edilseydi.
Hundreds of boats were left on shore.
Yüzlerce tekne kıyıda bırakıldı.
His clothes were left.
Cesedi gitmişti. Soyulmuş ve elbiseleri bırakılmış.
Gramoz would not get his pay and many workers were left jobless.
Gramoz maaşını alamıyordu ve pek çok işçi de işsiz kaldı.
They died instantly, and were left by the side of the road.
Oracıkta can verip, cesetleri yol kenarına bırakıldı.
The ashes were left for you.
Küller sana bırakıldı.
Why do you think you were left behind, Jimmie Ray?
Sence seni neden bıraktılar, Jimmie Ray?
How many people were left behind?- Salazar.
Geride kaç kişi bıraktık?- Salazar.
Results: 285, Time: 0.0768

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish